16 Kasım 2011 Çarşamba

bir kanada klasiği - 3k kuralı

Sevgili günlük,
Kanada’da özellikle iş arkadaşıyla yapılan diyaloglarda 3K kuralı vardı. Bir konu üzerinde genellikle en fazla 3 atımlık yol gidilirdi.

-Hey! Hafta sonu ne yaptınız?
-Ne yapalım. Arkadaşlarla göl kenarında kamp yaptık.
-Camping is good!
Bitti. Orada bitti işte. Ne diyeceksin? Hiç. Aynı soruyu sorup bir üçlü daha yapabilirsin asasnsörde kaldıysan ya da sıkılmayı göze aldıysan.

Ya da şöyle:
-Hafta sonu ne yapıyorsunuz? (Hafta sonu ne yaptığın/ne yapacağın meselesi çok hassas.)
-Araba kiralayıp etrafta dolanacağız.
-Driving around is good. (Türkçesi: Amaaan ne yaparsan yap banane. Sarımsak mı yemiş bu?)

Bunun ötesine geçen diyaloglar da olurdu tabii...(O kadar da değil artık.)
Şöyle mesela:
-Hafta sonu diyorum what did you pıtıpıtı?
-We dıgıldıgıled.
-Dıgıldıgıling is good. Was it fun?  (Her şeyin eğlenceli olması da çok önemli.)
-Yeaaah, it was fun. (Evet, eğlendik dersin ve bundan sonra ayaklı lamba ile CD rafı almaya giderken eğleneceğine dair kendine söz verirsin.)


25 Ekim 2011 Salı

imece - bir ilkokul hatırası

sevgili günlük,
ilkokulda hiç unutmam bir gün derste imece anlatılmıştı. ben çocuklar gibi -ki çocuktum- sevinmiştim ve ders çıkışı koşa koşa -genelde öyle yapardım- eve gitmiştim.

evde kardeşimle arkadaşına benim için bir harbanbeç kurbanbeç yapmalarını, içine de bir patates atmalarını söylemiştim. yapmadılar tabii! ben de "imece denen bir şey var, yapmanız gerekir" diye üsteledim fakat onlar "biz daha birinci sınıfız" diye beni reddettiler.

evet, bu nereden aklına geldi dersen inan hiç bir fikrim yok...

yani imece güzel şey! fakat bazıları bunun farkında değil.

22 Ekim 2011 Cumartesi

uyku kardeşim

Sevgili Günlük,
İnsanlar ikiye ayrılır, yatar yatmaz uyuyanlar ve onlara gıcık olanlar.
Hayvanlar da ikiye ayrılır. Sereserpe, kaygısızca uyuyanlar (ev kedileri)  ve diğerleri...
Peki niye gelmiyor bu uyku, zihnim kendi kendine kafein üretebiliyor olabilir mi?*

 

*Çok parlak bir önerme doğrusu, bunun heyecanı uyutmaz beni şimdi...

17 Ekim 2011 Pazartesi

yağmurlu günlerde "bi çeşit" olurum

Sevgili Günlük,
Geceleyin yağmur damlaları pencereyi döverken av köşkümde şöminenin karşısında oturmuş ondördüncü lui'den (biz ona aile arasında brother lui lui lui deriz) yadigar şamdanların titrek alevinde, takısız isim tamlaması ile sıfat tamlaması arasındaki farkı düşünüyordum. Bu mesele taa beri çocukluktan ikircikli bir ürkü salar içime. Sonra şöyle bir sonuca vardım. Muhakkak ıspanaklı güzel tarifler olmalıydı. Belki de halktan ziyadesiyle kopuk yaşıyordum. O sırada guguklu saatlerimden ilki  öttü. Sallanan sandalyemde ivedilikle doğruldum. Bu bir çağrı olmalıydı. Evet, ben de herkes gibi evimde portakallı ekmek yapacaktım!!!


13 Ekim 2011 Perşembe

bir derdim var!

sevgili günlük,
kış sebzelerinden hiç "elektrik alamıyorum". nolcak?

en iyisi kuşlar gibi göç etmek...

29 Eylül 2011 Perşembe

yavru kedi dünyası


Sevgili Günlük,
Yavru kedilerin dünyasında nesneler üçe ayrılıyor:
Sabit nesneler: Koltuk, masa gibi kapı gibi öylece duran nesneler. Bunlara çok bulaşmıyor ama belli de olmuyor.
Hareketli nesneler: Sen, ben, o, kedi, kuyruk, sinek. Bunlarla bir alıp veremediği var.
Hareket ettirilebilen nesneler: kağıt topağı, perde, ayakkabı bağcığı, püskül, vb. En büyük garezi bunlara.

Ortalığı birbirine katan bir yavru kedinin bir de masum pozları var ki sorma. Sanki sadece oturup etrafı seyrediyor...

11 Eylül 2011 Pazar

kaplumbağa

Sevgili Günlük,
Bugün hayatımda ilk kez kaplumbağa besledim. Evin önünde gayet iştahlı bir sokak kaplumbağasına rastladım. Salatalıkla pek ilgilenmedi ama domates dilimlerini kafasını yana yatıra yatıra sildi süpürdü. Hızlı bir hayvan kanımca...Ve de sıcakkanlı. Biraz daha ısrar etsem çaya gelecekti neredeyse.
Onlara "kaplumbağa" demekle haksızlık ediyoruz bence. Daha sevimli bir isim olabilirdi.