Amerikan gençlik romanlarındaki liseli kızlara sesleniyorum:
- İçe kapanık ve utangaç olan kızlar, sizi ne diye roman kahramanı yapıyorlar anlamış değilim. Sürekli bir yakınma, kendi kendine acıyıp iç geçirme, omuz silkme hali,...Kendinize gelin!!! Ve lütfen kendinize resim yapmaktan başka bir uğraş bulun. Utangaçlar için pek çok sanat kolumuz mevcut. İkebana, orgiami, poligami gibi bir sürü Japon sanatı var. Biraz orijinallik pls!
- Biz de mikroskopla baktık, deneyler yaptık ama sizdeki bu “laboratuar dersinde eş olma” romantizmini yakalayamadık. Birlikte kurbağa kesmek için çırpındığınız sivilceli çocuğa bir kez daha bakmanızı öneririm. Hatta isterseniz mikroskopla bakın. Hah hah hah!
- Zengin ve şımarık kızlar, siz de olmasanız içimiz geçecek valla. Ama lütfen habire burun kıvırıp göz devirmeyin. Çeviride hoş durmuyor. Kötülüğünüzü başka yollardan da belli edebilirsiniz. Mesela altın bir diş size benzersiz bir hava katacaktır.
- “Sana kimsenin zarar vermesine izin vermeyeceğim.” Utangaç kızlar, bu lafı söyleyen çocuklara neden hemen aşık olduğunuzu anlayamıyorum. Nerede yaşıyor bu çocuk? Tamam Amerika’da yaşıyor ama yine de psikopat bir hali var. Yarın iki gün sonra evlenirseniz –gidişat onu gösteriyor- restaurantın ortasında masanın üzerine çıkıp “baba oluyorum, baba” diye bağırarak sizi rezil eder alimallah. Hemen uzaklaşın. Fazla romantik komedi izlemekten kaynaklanan "duygu pörtlemesi" tabir ettiğimiz bir rahatsızlık yaşıyor bu çocuk.
- “Pencereden süzülen bu ışık da ne?” Tiyatro Kulübü sözüm sana: Romeo ve Jülyet’ten başka bir oyun sahnelemeyi düşünseniz artık. Rahmetli Şekspir bile "oeeeh" demiştir, eminim.
- Ay bir de mezuniyet balonuz var...OMG OMG, içim şişti valla. Sizi siyah noktalarınızla baş başa bırakıyorum. Adios!
Sevgili Günlük,
Bugün seni ihmal ettim. Şimdi acilen avakado pardon avokado yemem gerekiyor!
4 Ağustos 2011 Perşembe
2 Ağustos 2011 Salı
tuhaf bir gün
Sevgili Günlük,
Bugün yolda biri beni durdurup ayın hangi gün dolunay olacağını sordu, garsonun biri kendisinin meyveli bir tatlı olduğunu iddia etti, kedilerden biri zeytinyağlı fasulye yedi.
Ve bugün sadece iki tane "relaaahate" (rahat ol) duyabildim!!!
Sanırım başka bir gerçeklikte yaşamaya başladım...
Bugün yolda biri beni durdurup ayın hangi gün dolunay olacağını sordu, garsonun biri kendisinin meyveli bir tatlı olduğunu iddia etti, kedilerden biri zeytinyağlı fasulye yedi.
Ve bugün sadece iki tane "relaaahate" (rahat ol) duyabildim!!!
Sanırım başka bir gerçeklikte yaşamaya başladım...
27 Temmuz 2011 Çarşamba
hayat tehlikelerle dolu - atlıkarınca
Sevgili günlük,
Küçükken trapezci olmak isterdim, şimdi ise atlıkarıncanın dahi kendince tehlikeleri var gibi geliyor. Yavaş dönüyor gibi görünüyor ama aslında epey hızlı dönüyor, bir düşüp oraya buraya takılsan sürüklensen, kafana at düşse, gözüne atın kulağı girse, bir de atın yanında dönen ıvır zıvırlar var, o sıkışıklıkta ayağın sıkışsa kafan dönmeye devam etse, …ay çok fena, çok fena. Hayat tehlikelerle dolu. (Bir de atlar nereye gitsem bana bakıyor gibi... )
İyi ki çocukken pazar sabahı seyrettiğim filmlerin etkisiyle hayallerimin peşine takılmamışım sevgili günlük! Zaten sınava matematik puanıyla girmiştim ben.
Küçükken trapezci olmak isterdim, şimdi ise atlıkarıncanın dahi kendince tehlikeleri var gibi geliyor. Yavaş dönüyor gibi görünüyor ama aslında epey hızlı dönüyor, bir düşüp oraya buraya takılsan sürüklensen, kafana at düşse, gözüne atın kulağı girse, bir de atın yanında dönen ıvır zıvırlar var, o sıkışıklıkta ayağın sıkışsa kafan dönmeye devam etse, …ay çok fena, çok fena. Hayat tehlikelerle dolu. (Bir de atlar nereye gitsem bana bakıyor gibi... )
İyi ki çocukken pazar sabahı seyrettiğim filmlerin etkisiyle hayallerimin peşine takılmamışım sevgili günlük! Zaten sınava matematik puanıyla girmiştim ben.
18 Temmuz 2011 Pazartesi
kitap ve kebap sevgili günlük, ince bir çizgi ile birbirinden ayrılır
sevgili günlük,
gugılda "mersin kitapçı esat" diye arama yaptığımda '"mersin kebapçı esat" mı demek istediniz' sorusu ile karşılaşıyorum.
çocukluğumun kitapçısı esat, kebapçı olmuş olabilir mi acaba?
aslında bir yandan kebap yapıp bir yandan da kitap satmak daha cazip olabilir...
gugıl sen çok yaşa! parlak fikirler mucidi seni!
gugılda "mersin kitapçı esat" diye arama yaptığımda '"mersin kebapçı esat" mı demek istediniz' sorusu ile karşılaşıyorum.
çocukluğumun kitapçısı esat, kebapçı olmuş olabilir mi acaba?
aslında bir yandan kebap yapıp bir yandan da kitap satmak daha cazip olabilir...
gugıl sen çok yaşa! parlak fikirler mucidi seni!
14 Temmuz 2011 Perşembe
"bilim merakla başlar"
sevgili günlük,
bilim merakla başlar. öyle öğrendik biz. neden öyle olduğunu hep merak etmişimdir. ama bu merakımın henüz bilimsel bir çıktısını göremedim.
kedilerim de bu konuda beni hayal kırıklığına uğrattı. ikisi de çok meraklı ama bilimle pek ilgileri yok. bilmiyorum çok mu şey bekliyorum...fazla üzerlerine gitmek istemem doğrusu ama biraz uykuyu fazla kaçırdıklarını düşünüyorum. yoksa ikisi de masallah zehir gibi, çok zeki...
8 Temmuz 2011 Cuma
en kötü özelliğim
sevgili günlük,
"en kötü özelliğim insanlara fazla güvenmek" diyenlerin biraraya gelmelerini öneriyorum. düşündüm taşındım, böyle bir çözüme ulaştım. böylece bir arada bir sorun yaşamayacaklarını umuyorum.
benim de en kötü özelliğim bu. çok düşünüyorum. fazla hassasım. aşırı duyarlı ve çağımın ilerisinde biriyim maalesef.
"en kötü özelliğim insanlara fazla güvenmek" diyenlerin biraraya gelmelerini öneriyorum. düşündüm taşındım, böyle bir çözüme ulaştım. böylece bir arada bir sorun yaşamayacaklarını umuyorum.
benim de en kötü özelliğim bu. çok düşünüyorum. fazla hassasım. aşırı duyarlı ve çağımın ilerisinde biriyim maalesef.
28 Haziran 2011 Salı
ah rodrigo ah...
Sevgili Günlük,
Küçükken akşam yemeğine ne zaman misafir gelse annem aynı kaseti koyardı: Rodrigo’nun gitar konçertosu. Evdeki eşyaların üzerine o an çok yüce bir şeyler yaşanıyormuşçasına sinerdi müzik. Şimdi ne zaman bu müziği duysam aklıma çekyat, sehpa örtüsü, katalitik filan gelir. İşte müziğin gücü sevgili günlük!
Annem bir de kükreyen aslanla başlayan filmler için “ah bak, bu güzel film,” derdi. Bunun anlamı da “izlerken fındık fıstık yiyebiliriz” idi.
Eğlenceli bir çocukluk geçirdim sevgili günlük. Kıskanmıyorsundur umarım.
Küçükken akşam yemeğine ne zaman misafir gelse annem aynı kaseti koyardı: Rodrigo’nun gitar konçertosu. Evdeki eşyaların üzerine o an çok yüce bir şeyler yaşanıyormuşçasına sinerdi müzik. Şimdi ne zaman bu müziği duysam aklıma çekyat, sehpa örtüsü, katalitik filan gelir. İşte müziğin gücü sevgili günlük!
Annem bir de kükreyen aslanla başlayan filmler için “ah bak, bu güzel film,” derdi. Bunun anlamı da “izlerken fındık fıstık yiyebiliriz” idi.
Eğlenceli bir çocukluk geçirdim sevgili günlük. Kıskanmıyorsundur umarım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
